FOTO AİLE’NİN SON IŞIĞI
Bir Devrin Sessiz Vedası Ah, o eski fotoğraflar...
2011 yılında hayata artı projeleri fotoğraf çekimleri kapsamında Erzurum'a gelmiştik .Kendime ayıracağım çok az zamanım vardı. Eski kent dokusunda gezinirken Kapısında hâlâ “FOTO AİLE” yazan kapıdan içeriye kafamı uzattım. İçeride Bahattin Özgendoğu Usta, eski tahta büyüteç makinesinin başında, fon perdesinin önünde duruyordu.
Elbisesi ütülü, hırkası Anadolu desenli, gözlükleri kalın çerçeveli… Gülümsemesi utangaç ama gururluydu. Sanki biliyor gibiydi: Bu stüdyo kapanınca, bir devir daha kapanacak.
Bahattin Usta’nın ataları, belki de 1919’un o karlı günlerinde, Erzurum Kongresi’nin yapıldığı binanın hemen yakınında bir stüdyo açmıştı. Aynı sokaklarda, aynı soğukta… Atatürk’ün Kongre’ye gelirken geçtiği yolun iki adım ötesinde, bir Ermeni ya da Rum ustadan devralınmış eski bir kamera, Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri ailelerin ölümsüz anlarını saklıyordu.
Düğünler, sünnetler, asker uğurlamaları, bayramlar, okul mezuniyetleri… Hepsi o tahta makinenin vizöründen geçti. O vizör, Erzurum Kongresi’nin ruhunu da görmüştü; çünkü aynı taş duvarların arasında, aynı kararlı bakışlar vardı: “Ya istiklal ya ölüm.
”Bahattin Usta’nın babası, dedesi, belki de büyükdedesi… Hepsi aynı kapıda durdu. Aynı perdenin önünde, aynı “gülümseyin” komutuyla deklanşöre bastı. Atatürk’ün Erzurum’a gelişini belgeleyen fotoğrafçılarla aynı havayı soludular. Onların çektiği fotoğraflar tarih kitaplarına girdi;
Bahattin Usta’nın çektiği fotoğraflar ise aile albümlerine, çekmecelere, sandıklara… Ve oradan torunların kalbine.
Ama zaman acımasız.
Dijital makineler geldi, cep telefonları geldi.
Stüdyolar birer birer kapandı.
Erzurum’un o eski fotoğrafçıları, Atatürk’ün geçtiği sokaklarda sessizce veda etti.
Foto Aile de kapandı.
Bahattin Usta emekli oldu.
Tahta büyüteç, tavuskuşu perde, cam negatifler,siyah beyaz filmler… Hepsi bir odaya kilitlendi.
Şimdi o kapının önünde duruyorum.
Camda yansıyan kendi yüzümle, Bahattin Usta’nın gülümsemesi iç içe.
İkimiz de biliyoruz:
Bir devir bitti.
Ama o fotoğraflar hâlâ yaşıyor.
Bir ailenin albümünde, bir çekmecede, bir sandıkta…
Erzurum Kongresi’nin kararlılığı gibi, sessizce direniyorlar.
“Bir fotoğrafçı, bir şehir, bir tarih.
Foto Aile, Erzurum’un zaman makinesiydi.
Foto Aile gibi nice yer, unutuldu; Ulu Cami hâlâ orada durur, ama karşısında artık boş bir vitrin. Bir devir yok oldu:
O samimi, elle tutulur anılar devri.
Şimdi ekranlarda kaydırıyoruz hayatı, ama o eski karelerdeki sıcaklık yok. Gözlerdeki o hüzün, o umut, o gerçeklik... Kayboldu.
Gözyaşlarım bu fotoğraflara düşüyor. Çünkü onlar, Anadolu'nun ruhu: Kırık bir ayna gibi, parçalanmış ama hâlâ yansıyan. Bahattin Usta'nın elleri gibi, zamanın tozunu silip hatırlamak gerek.
O devir geri gelmez, ama fotoğraflar kalır; sessizce fısıldar: "Biz buradaydık, yaşadık, sevdik... Ve şimdi, sadece bir rüyayız."
Şimdi ışık söndü, ama kareler hâlâ yanıyor.”
“Erzurum’un soğuğunda, bir adam gülümsüyor.
Elinde değil makine, bir asrın anıları var.
Foto Aile kapandı.
Ama o perde, bir daha hiç açılmamak üzere kapanmadı.
Çünkü her evde, her albümde, o perde hâlâ açık.”
Birol Üzmez Aralık 2025 İzmir








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder