Bir Zamanlar Zonguldak
Nazım Baysal’ın Kaybolan Negatifleri
İki arkadaşım vardı: Fahri Bozbaş ve Ertuğrul Ünal. Bir de Ertuğrul’un babası Hüseyin Tilki Amca…
Zonguldak’ta “Foto Baysal”ı devralmış, aynı isimle devam ettiriyordu. Bir gün karanlık odada Ertuğrul’un ayağı bir sandığa çarptı. Küçük, karanlık bir oda… Sandığı kenara kaldırmak isterken kırmızı ışıkta içine baktı. Yüzlerce negatif! Gözleri faltaşı gibi açıldı. Kimindi bunlar?
Kısa bir araştırmayla gerçek ortaya çıktı: Negatifler, Foto Baysal’ın kurucusu Nazım Baysal’a aitti. Dükkânı devrederken bütün arşivini bırakmıştı.
Nazım Baysal, Yugoslavya’dan Zonguldak’a gelmiş, önce şipşak alamünit makineyle sokak fotoğrafçılığı yapmış, sonra kentin ilk gerçek fotoğraf stüdyosunu kurmuş bir adamdı. Oğlu Kemal Baysal’ı daha çocuk yaştan yetiştirdi.
1933’te, 13 yaşındaki Kemal Cumhuriyet’in 10. yıl kutlamalarını fotoğrafladı, fotoğrafları Ulus Gazetesi’nde yayımlandı, Ankara’dan basın kartı geldi. 1941’de Berlin’e, 1946’da New York’a, Hollywood’a gitti. Babasının vizyonu inanılmazdı: 1940’larda oğlunu Amerika’da fotoğraf ve sinema eğitimi aldırıyordu.
Negatifler Osmanlıca etiketliydi. 1910’lardan 1960’lara uzanan bir zaman tüneli. Zonguldak, Bartın, Ereğli, Devrek… Liman, tersane, EKİ lojmanları, taş döşenen yollar… Ve bir tanesi hepsinden ayrılıyordu.
O Fotoğraf
18×24 cm’lik dev bir cam negatif. Yemekhanede çekilmiş maden işçileri.
Tahta masalar, metal tabaklar, sadece kaşık ve bir somun ekmek.
Düşük enstantane… İşçiler kımıldamadan durmuş, yüzlerinde yorgunluk, açlık, gurur, çaresizlik… Lokal ışık muhteşem. Sanki Rembrandt maden ocağına inmiş.
Bu tek kare, Nazım Baysal’ın sıradan bir stüdyo fotoğrafçısı değil, büyük bir sanatçı olduğunu bağırıyordu.
Baskıyı ben yaptım. 30×40 Tetenal karta kontak baskı…
Elim titriyordu.Babam Niyazi Üzmez’le günlerce karanlık odadan çıkmadık. 100’e yakın fotoğraf seçtik. Belediye Başkanı Zeki Çakan’a gösterdik. Adam idealistti; nikah salonunu sergi salonuna çevirdi, bütün birimleri seferber etti. Panolar, afişler, çerçeveler…
“Bir Zamanlar Zonguldak” sergisi 1986’da açıldı.
Kent ilk kez kendi geçmişini gördü. 10 gün kalacaktı, ilgi o kadar büyüktü ki bir 10 gün daha uzattık.
Nikahları erteledik.
Sonra Ne Oldu?
Büyük aptallık ettik.
Negatifleri koruyamadık.
Bartın’ı, Ereğli’yi, taş döşenen yolları, EKİ tesislerini dışarıda bıraktık.
Sergi bitince Zeki Çakan’a yalvardık: “Bunlar belediye arşivine alınsın!” İkna edemedik.
Fahri bir kısmını EKİ’ye sattı; baskı masrafımızı ancak çıkardı.
Geri kalan negatifler kayboldu, dağıldı, yok oldu.Bugün sosyal medyada, internette gördüğünüz o eski Zonguldak fotoğraflarının çoğu bizim o karanlık odada yeniden hayata döndürdüğümüz karelerdir. Ama orijinal negatifleri artık yok.
2025’te Bir Özlem
Hâlâ içim acır.
Şimdiki aklım olsa o sandığın başına oturur, tek tek korur, dijitalleştirir, dünyaya gösterirdim.Nazım Baysal’ın gözü, Kemal Baysal’ın eğitimi, bir sandık dolusu negatif…
Ve üç genç arkadaş: Ertuğrul, Fahri, ben.Bir zamanlar Zonguldak, gerçekten bir zamanlar da kaldı...











Hiç yorum yok:
Yorum Gönder