O Eski Virajlı Yol
Çocukluğumun Bitmeyen Zonguldak–Ereğli Serüveni
Çocuk aklımla o yolun bir türlü bitmeyeceğine inanırdım.
Zonguldak’tan Ereğli’ye giderken araba ya da otobüs, Değirmenağzı’ndan Ilıksu’ya, Aslançeşme’den Bayat köyüne, oradan Kandilli’ye kıvrıla kıvrıla tırmanır, sonra yine kıvrıla kıvrıla inerdi.
Viraj o kadar çoktu ki saymayı bırakır, midemi tutardım. Mide bulantısı, kusma torbaları, camı açıp temiz hava alma çabaları… Toz toprak çukurlar stablize yol.Yolculuk dediğin böyle bir çileydi.
Deniz hep uzaktan görünürdü. O maviyi ancak dağların arasından çaktırmadan seçerdiniz. İçimden hep aynı soru geçerdi:
“Şu dağın arkasında ne var? O sahile nasıl gidilir?”
Kandilli’ye yaklaşırken Bayat köyünün içinden geçerdik. Yemyeşil kestane ormanlarının gölgesinde, bir anda kentin kalbine dalardınız.
Uzakta maden ocaklarının bacaları seçilirdi. Eğer vardiya değişimine denk gelirsek, saat dört civarı, kömür karası yüzlü madenciler evlerine yürürken görünürdü.
Şanslı günümüzde yol boyunca “kara tren” denk gelirse arabayla yarış yapardık; buharlı lokomotifin dumanı peşimizde, biraz olsun yolculuk renklensin diye.
Cehennemağzı Mağaraları’nın olduğu yere gelince yol birden düzelir, hepimiz derin bir nefes alırdık. “Oh be, bitti” derdik. Ereğli’ye varmak bir zaferdi.
Sonra Erdemir kuruldu. Sahil yolu yapıldı. O eski stabilize, virajlı, mide bulandıran yol bir anda terk edildi. Delihakkı yolu açılınca Kandilli, Armutçuk, Bayat köyü kaderine bırakıldı. Demiryolu kapatıldı, raylar söküldü.
Çocukluğumun o buharlı trenleri sustu.Oysa hep konuşulurdu:
“Kandilli demiryolu Zonguldak’a bağlanacak, Erdemir ulusal hatta entegre olacak…”
Olmadı. Kim, neden engel oldu bilinmez.
Raylar söküldü, tarih söküldü.Şimdi düşünüyorum da, o yol aslında Zonguldak’ın ta kendisiydi:
Kıvrımlı, zorlu, insanın içini bulandıran ama bir şekilde varışa ulaştıran.
Kömür biterdi, ama hikâyesi bitmezdi.Bir gün, belki ustalık dönemi projem olarak, o eski yolu yeniden çekeceğim.
Ama bu kez içinde hiç insan olmayacak.
Sadece virajlar, terk edilmiş ray izleri, eski vara geldi, sessiz kestane ormanları ve uzaktan seçilen deniz…
Kömürden sonra Zonguldak’ı, işte tam da böyle anlatmak istiyorum.Çocukluğumun o bitmeyen yolu,hâlâ içimde kıvrılmaya devam ediyor.
Birol Üzmez
Aralık 2025, İzmir
“Bir bahar günü, Karadeniz uykuda, Ereğli uykuda. Sabahın 6.30’u. Ereğli’nin emektarı, beş çiftetekerli, dört dingilli 45017 uflaya puflaya gara girdi. Makinist çekti kolu, kara tren öttü, öttü, sesi Karadeniz’e çarpıp yankılandı Ereğli’nin üzerinde..
Bebeler göz kırptı bu sese, anaları kulak kabartıp pışpışladılar bebelerini. Ereğli Garı birdenbire canlandı; sis, duman içinde karartılar belirdi ardı ardına. 6.45 treninde yerlerini aldılar. Kara trenin yolcuları ‘kara elmas’ı gün yüzüne çıkaran madencilerdi.”
Erdal Yazıcı’nın bu kitabında, sadece kara treni ve yolcularını değil, ona hayat veren ateşçi, makinist, makasçı ve şefleri de tanıyacaksınız.
Fotoğraf:Erdal Yazıcı Yükü Emek Olan Kara Tren Uranüs Yayınları
Renkli fotoğraflar Oğuz Perçinel
















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder